Pratik Tarif Zerde Târifi ve Evlilik Bahsi

Zerde Târifi ve Evlilik Bahsi

Eşler arasındaki muhabbetin, bağların neredeyse kopmaya yüz tuttuğu şu günlerde evlenecek olanların endişeleri de kat kat artıyor. Bekarlar, etrafındaki örneklerden çıkarım yaparak kendisinin de mutsuz bir hayata adım atacağından ürküyor. Haksız da değil. Örnek çiftler nerede hani? Birbirine Allah için sevdâlananlar nerede? Bu çetrefil geçitlerden ibaret olan hayatın yükünü paylaşabileceğimiz bir eşe ihtiyacımız az mı sanıyoruz? Artık evlenen/ayrılan çiftlerden ortada sap gibi bırakılan masum yavrulara üzülme vakti! Bırakın evlendikten sonra boşananları, henüz dünya evine girmeden boşanmayı düşünenler çıktı ortaya.
Fe eyne tezhebûn ? Gidiş nereye ?
Sâhi gidişimiz nereye ?
Çevremdeki mutsuz tablolardan sıkılıp tam evlenmemekle ilgili kararlarda gidip gelirken, bir hadis-i şerif âdeta balyoz gibi indi kafama. Şöyle diyordu Efendimiz aleyhisselâm:

“Şerli olanlarınız bekârlarınızdır. Ölülerinizin şerlileri de yine bekârlarınızdır.”

(Ebu Ya’la ve Taberani. Ahmed b. Hanbel, S/163.)

Bir de:

“Ey gençler topluluğu! Sizden her kim evlenmeye gücü yeterse evlensin.”

İbn Mes’ûd (radıyallahu anh) şöyle buyuruyor: “Allah’ın huzuruna bekar olarak varmamak için, ömrümden on gün kaldığını bilsem dahi, evlenmeyi tercih ederim.”

Allah! Allah!

Aynı yumurta ikizlerinin huyları bile birbirlerinden çok farklı olabiliyorken, iki farklı insanın aynı zevklere sahip olup aynı yuvada yaşaması ihtimali çok düşük bir ihtimaldir. Her insanı farklı kişiliğe sahip ayrı birer birey olarak görmek gerek. Siz eşinizin kişiliği üzerinde oynamaya güç yetiremezsiniz. Çünki can çıkar da huy çıkmaz. Eşinizi olduğu gibi kabul edip onun bu geçici dünyada size Rabb tarafından verilmiş bir ödül olarak gördüğünüz vakit yoluna girecektir her şey. Yeter ki sevmemiz, kızmamız, sevincimiz ve üzüntümüz hep Allah rızası için olsun.

Son olarak Hz Ömer Efendimizin ibret dolu bir kıssasını aktaralım. Ben çok etkilendim bu nasihatten. Sizlerden de işitenlere ibret, anlayan gönüllere şifa olsun inşaallah.

Hz. Ömer devrinde bir adam hanımı ile arada bir ağız kavgası edip çekişiyordu. Adam hanımına laf anlatamayınca bunalmış, halifeden yardım ve akıl istemek için evine gelmişti.
Evin kapısını çalmak için yaklaştığında içeriden bir kadının yüksek sesle konuştuğunu duydu. Biraz dikkat edince, bunun Hz Ömer’in hanımı olduğunu anladı. Baktı ki Hz Ömer de aynı durumda. Adam şaşırdı; koca halife, kendisine karşı sesini yükselten hanımını sükûnetle dinliyordu. Kapıyı hiç çalmadan hemen geri döndü.

O sırada Hz. Ömer birisinin kapıya doğru geldiğini fark etmişti. Gelen kimsenin kapıyı çalmadan geri döndüğünü görünce, hemen arkasından çıkıp adamı geri çağırdı ve ne için geldiğini, niçin geri döndüğünü sordu. Adam,
Ya Ömer, bir derdim vardı, size akıl danışmaya gelmiştim; fakat gördüm ki siz de aynı dert içindesiniz. Onun için rahatsız etmek istemedim!” dedi. Hz. Ömer,
“Derdin neydi?” diye sordu. Adam,
“Hanımım, bazen bana karşı evde yüksek sesle konuşuyor, sözlerime sertçe karşılık veriyor, canımı sıkıyor. Gördüm ki bu durum sizin evde de oluyor” dedi. O zaman Hz. Ömer adamı bir kenara çekerek ona,

“Bak, hanımların kocaları üzerinde pek çok hizmeti ve hakkı vardır. Bunun için kendilerine tahammül etmeliyiz.
Onlar bizim evimizi beklerler.
Ekmek ve yemeğimizi pişirirler.
Çocuklarımızı emzirirler.
Elbise ve evimizi temizlerler.
Cinsi ihtiyacımızı gidererek bizi harama düşmekten korurlar. Ben bana bu kadar hizmeti dokunan bir kadına niçin tahammül etmeyeyim” dedi.

Bunları bir halifeden dinleyen adam, biraz düşündü ve,
“Benim eşim de aynı hizmetleri görüyor” dedi. O zaman Hz. Ömer,
“Kardeşim, hanımının sıkıntısına tahammül göster. Dünya hayatı çok kısadır; gelir geçer!” dedi. (zeheb, el-kebâir, 179)

~ ~ ~

ZERDE TARİFİ

Zerdeyi neden bir türlü sevemediğimi bilmiyorum. Çok uğraştım ama olmuyor. Yavan bir tadı olduğundan mıdır sanki bir şeyler eklenmemiş eksik kalmış bir tadı var bana göre. Biraz portakal aroması eklemek istedim bu yüzden. Yine de işe yaramadı. Sadesinden daha güzeldi ama yeterince iyi değildi.
Biz sevmiyoruz ama sevenler için tarifi vermeyecek değiliz elbet:)

buyrun..

içindekiler:

– yarım su bardağı pirinç
– 5 su bardağı su
– 1 buçuk su bardağı tozşeker
– 2 tatlı kaşığı safran
– 2 yemek kaşığı nişasta
– portakal kabuğu rendesi
– süslemek için, fındık, fıstık, tarçın

Safranı 2 su bardağı suda erimeye alalım.
Pirinçleri sudan geçirip kalan 3 su bardağı su ile yumuşayana kadar pişirelim.
Nişastayı az suda çözdürelim.
Haşlanan pirinçlere şekeri, safranı ve nişastalı karışımı ilave edelim.
Kıvama gelene dek pişirelim. Bu arada biraz portakalın kabuğunu rendenin en ince kısmında rendeleyelim ve zerdeye ekleyelim. Ocaktan alalım, kaselere boşaltalım.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir