Pratik Tarif Hayat

Hayat

Bugün içimden çok mutlu bir yazı yazmak geldi. Yazayım diye oturdum. Ne olacağını bilmiyordum henüz. Önce bir fotoğraf seçeyim dedim. Karşıma İğneada fotoğrafları çıktı ve bu fotoğrafa takıldım. Aslında basit bir fotoğraf gibi görünüyor biliyorum ama bu fotoğrafta bir yaşam felsefesi var. Her bakışımda o güne, o ana gidiyorum. Zevki amca İğneadalı bir balcı. Yanına gittiğimizde neden geldiniz diye sordu. Dedim Dilek hanım mutlaka git tanış dedi, onun için geldik. Zevki amca dünyanın en güzel yerlerinden birinde yaşıyor. Bahçesi ormanlarla çevrili. Öyle kocaman bir gökyüzü var ki tepesinde, onu sarıp sarmalıyor, koruyor. Kovanları var orada. Arıcıların giydiği koruyucu giysiden var ama o ihtiyaç duymuyor. Arıları rahatsız etmezsen onlar da seni etmez diyor. Yavaşçacık açıyor kovanın örtüsünü. Arılar vızır vızı çalışıyor, petekleri doldurmak için. Yumuşak hareketlerle çıkarıyor, gösteriyor. Bak daha dolmadı bunlar diye. Sonra anlatıyor oradaki balın farkını. Bize bir bal tattırıyor. 1996 yılının balı. Sanki bütün evrenin tatlarını barındırıyor içinde. Öyle yoğun. İnsan ondan bir lokma alsa sanki bedeni şifaların en büyüğüyle paklanacakmış gibi geliyor. Şimdi masamda oturmuş gülümsüyorum. Aklıma Zevki amcanın anlattıkları geliyor. Orada hissettiğim dinginlik, temizlik, arılık. Ona minnet duyuyorum. Bana çok önemli bir hayat dersi verdiği için. Size de verecek, dinlerseniz. Haftaya çarşamba günü, 20:00’de. Ben bugün masaya başka bir şey yazmak için oturdum ama bu yazıcık yazdırdı kendini. Tarif borcum olsun. Ben size bir tutam hayat vermiş olayım bugün.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir