Pratik Tarif Eve dönmek ne güzel

Eve dönmek ne güzel

Eve dönmek ve… Aaa o da ne çan sesi geliyor. Resmen kilise çanı çalıyor. Neredeyim ben allahaşkına? Pardon, televizyondan geliyormuş. İZ TV dinliyorum da bir yandan! Eve dönmek pek güzel evet. Fakat dönüp de dolabı bomboş bulmak pek o kadar sevindirici değil. İlk sabahki kahvaltımızda sadece annemin Burhaniye’den, benim New York’tan getirdiğim iki peynir, zeytin, tereyağı ve annemin ayva marmelatı var. Pek o kadar da az değilmiş gibi görünüyor bakıldığında ya bizim kahvaltı soframız hep rengarenk olur. Mevsimine göre, domates, salatalık, biber, avokado, siyah ve yeşil zeytin (yeşiller benim yapımım tabii), başta maydanoz olmak üzere yeşillikler, bazen omlet… Ben kahvaltıda tatlı yiyemem. Dolayısıyla marmelat ilgi alanıma girmiyor. Tereyağını da pek tercih etmem. Ekmeğin üzerine sürecek bir şey olmayınca söylene söylene yağ sürdüm. Aslında insanın bu kadarına bile sahip olması şükran duyulacak bir şey. İnsanoğlu işte, bulduğuyla yetinir mi. Meğer sadece kahvaltılık sorunu yokmuş evde. Ne sebze var ne salata malzemesi. E ben ne yiyeceğim? Kaç gündür karbonhidrat ağırlıklı beslenmişim. Midem küsmüş birazcık. Onu şenlendirmek, neşelendirmek lazım. Öyle yorgunum ki, çıkıp alış veriş edecek halim yok. İmdadıma buzdolabında bekleyen baklagiller ve “kuruluklar” yetişti neyse ki. İlkbaharda Gaziantep’ten getirdiğim kabuklu mercimeği çıkardım. Baktım biraz kurutulmuş patlıcan ve sevgili Kevser hanımın (Burhaniye’den komşum, güzel yürekli okurum) armağanı kuru domatesler var. Neyse ki sepette 3 tane kuru soğan varmış. Zeytinyağsız ise çok şükür hiç kalmayız. Hemen bir soğanı doğradım, az zeytinyağı, tuz, sevgili Bilge’nin armağanı “Osmanlı baharatı” (Mısır Çarşısı’nda bulunan Ucuzcular’dan daha önce bahsetmiştim), ufak doğradığım kuru patlıcan ve domatesler de eklenince ortaya pek nefis bir yokluk yemeği çıktı (yokluk muuu? Dalga mı geçiyorsun?) Yanımda yabani pirinç ve esmer basmati pirinci getirmiştim. Onlarla da yağsız bir pilav yaptım (haşladım yani, az tuz ve az zeytinyağı ilavesiyle), eh daha ne olsun? Dün böyle geçti. Bugün ise güzelim pazarıma merhaba dedim. Ve sonbahar bereketine. Pazarlar bir başka yazının konusu olsun. Şimdilik hoşgördüm demekle yetineyim en iyisi.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir