Pratik Tarif Ekmek terapisi

Ekmek terapisi

Bugün şöyle kırmızılarla, sarılarla çıkayım karşınıza istedim. Neden bilmem. Aslında bu fotoğraftaki ekmek değil konumuz ama içimden onun fotoğrafını koymak geldi. New York’ta bir öğle yemeğimdi. Kaç sene önce. Konuyu dağıtmayalım ve bugüne gelelim. Turuncu bisikletim hayatıma girdiğinden beri fena halde özgür hissediyorum kendimi. İlk günlerinde Antalya’nın yollarıyla tanışan bisikletim artık pazara da gidiyor. Pek mutlu. O da benim gibi seviyor pazarları. Pazardan aldıklarımızı sepetine yüklediğimde gıkı çıkmıyor. Tabii ben de fazla abartmıyor, azar azar alıyorum alacaklarımı. Bugünkü yükümü taşıyamayacağını bildiğimden onu evde bıraktım giderken. Bilmiyorum söylendi mi ardımdan. Erken çıktım, Tevfik ustacığımın böreğiyle başladım güne ve yürüdüm pazara. Sütümü aldım, köy yumurtalarımı filan. Sütü boyalı gazoz şişelerinde getiriyorlar pazara. 2.5 litrelik süte 3.5 tl verdim. Üzerinde yazdığına göre, 2.5 litrelik gazoz da 3.25 tl. Bakar mısınız şu işe. Biri en önemli gıda maddelerinden biri, öteki ise insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen, hele de çocuklarda zararları aşikar olan bir içecek ve ikisi neredeyse aynı fiyata. Neyse, asıl konumuz bu da değil ama paylaşmadan geçemedim. Bugün bir ilke niyet ettim. Hani ben sütü alınca yarısıyla yoğurt mayalıyor, kalanıyla peynir yapıyorum, peyniri yaptıktan sonra kalan peyniraltı suyunu da çorbalarda kullanıyorum ya, bu sefer değişiklik yapayım istedim. Daha doğrusu asıl nasıl sonuç vereceğini merak ediyor olduğum için ekmeğimi bu şifalı suyla yoğurmaya karar verdim. Biraz önce yoğurdum. İpeğe dokunur gibi bir his. Peyniraltı suyunun etkisi olsa gerek, önceleri hiç böyle hissetmezdim. Şimdi kabarıyor. Ben de ekmek terapisinin huzurunu yaşıyorum. Bir keyif bir keyif. Fırından çıkarır çıkarmaz (yok biraz beklerim sanırım) hemen tadacağım. Üzerine de kendi yaptığım peynirden süreceğim. Ne heyecan!

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir