Pratik Tarif Dolma tenceresi değil çıfıt çarşısı mübarek

Dolma tenceresi değil çıfıt çarşısı mübarek

“Çıfıt çarşısı” lafını pek severim. Sık kullandığımdan değil ama severim işte ne bileyim. Eğlenceli gelir. Fotoğrafta gördüğünüz duruma ise %100 uyduğunu düşünüyorum, bilmem siz ne dersiniz? Anlatayım. Bu sitenin okurları benim tek tencerede birden fazla yemek yapma alışkanlığımı bilirler. Bu özellikle dolma günlerinde olur. En özellikle de “çiğden” dolma yaparken. Çiğden dolmayı, kulakları çınlasın, Müfide teyzeden (nam-ı diğer Minik) öğrenmiştim. Pek severim. Hem kolay hem lezizdir. Bu sefer maydanozumuz olmadığından çeşitlendirmek için dolapta beklemekten yorulan havuçları kullanayım istedim. Harcı rendelenmiş domates, soğan, havuç, pirinç, kuru nane, tuz, karabiber ve zeytinyağından oluşuyor. Fatma’yla Burhan’ın biberleri bir güzel doldurdum, üzerlerini de yeşil gözlü Yörük gelinin domatesleriyle kapladım. Biberler tencereyi doldurmadı. Hoş doldursalar da ben zaten aralara bir şeyler koymayı düşünüyordum, her zaman olduğu gibi. Havuçların kalanlarını biber aralarına doğradım. Ortada kalan boşluğa da bahçenin tek patlıcanını (annem geçen gün kalanları toplayıp pişirmişti) doğradım, üzerine kamber (veya domates biberi) biberlerden doğradım. Biraz da sarımsak. Aslında domates ve soğan da koyarak tam bir yemeğe dönüştürebilirdim ya üşendim. Bir an önce de pişsin istiyordum zaten. Açtım. Tencereye biraz daha yağ, tuz ve su koyup kapağını kapattım. Sonuçta ortaya normal bir dolmadan daha lezzetli bir dolma ve normal bir sebze kavurmasından daha lezzetli bir ikinci yemek çıktı. Güzelce pişmiş havuçlar da işin “bonus”u oldu biraz. İşte o yüzden de çıfıt çarşısına döndü fotoğraftaki tencere. Beni de pek eğlendirdi.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir