Pratik Tarif Dilek’ten Gelenler…

Dilek’ten Gelenler…



Gectigimiz Sali buyuk kizim 3 aylik Fransa seyahatinden dondu. Ucacagi gun icim kipir kipirdi, malum uzun bir yolculuktu yapacagi. “Simdi ucaga bindi,” “simdi okyanus uzerinde olsa gerek” diye kendimce hesaplar yapiyordum ki, Dilek bana Zeynep’in Basel hava alaninda cekilmis bir resmini gonderdi. Eksik olmasin, dort saat araba kullanmayi goze alip, Zeynep’i ugurlamaga gitmis! Bir saatten az bir sure beraber olabilmisler. Zeynep’in Fransiz ailesi de orada oldugundan, dort kisi aralarinda dort ayri lisan (Fransizca, Almanca, Ingilizce ve Turkce) konusarak anlasmislar. Dilek, butun bu zahmetleri yetmiyormus gibi, Basel’e eli kolu dolu gelmis. Hediyelerin yanisira, koca bir de yolluk kutusu katmis Zeynep’in yanina. Ama Zeynep yolculuklarda hic bir sey yiyemedigi icin, ince bir zevkle hazirlanmis olan kutuyu acmak bana kismet oldu ve icindeki birbirinden lezzetli mamalari ailecek yedik.

Neler yoktu ki kutunun icinde! Beyaz peynirli, zeytinli ve feslegenli halka pogacalar (o bicimi nasil verdigini hala merak ediyorum, Dilek), yulafli ve vanilya aromali kayisili kurabiyeler, Munevver ve Hale’nin puf puf kurabiyeleri, kekikli pogacalar… Ayrica Sprungli’nin Luxemburgerli denilen minik makaronlarinin tum yeni cesitlerini yollamayi da ihmal etmemis benim makaron askimi bilerek. Resim cekmeyi akil ettigimde, makaronlarin ikinci sirasini yiyorduk. Cok kisa omurlu oldu bizim evde Luxemburgerliler; favorim ise karamelli olanlardi.

Tanistigimizdan beri, Dilek’e begendigim bircok tatlisinin kaynagini sordugumda, “Dr. Oetker’in filan kitabindan” cevabini almisimdir. Simdi artik benim de bir Dr. Oetker kitabim var. Dilek’in hediyesi oldugu icin kitapligimda cok ozel bir yeri olacak hep. Gerci Almanca bilmedigim icin tarifleri ayrintilariyla anlayamiyorum ama, icindeki resimler o kadar guzel ki, onlardan aldigim ilhamla yaptigim tatlilari ilk firsatta paylasacagim sizinle.

Dilek’in mutfagima bir katkisi da pasta/kurabiye uzerine yazi yazma sablonu oldu. Daha gecenlerde yaptigim bir pastanin uzerine duzgun yazi yazamadigimdan bahsetmistim ona. Bundan sonra boyle bir problemim yok; artik destan bile yazabilirim pastalarin uzerine sablonum sayesinde.

Dilek, benim gul askimi bildiginden yolluk paketi de gulluydu. Icindeki karttan, pecetelere, kullandigi ambalaj kagidina, puf puf kurabiyelerin kutusuna, hatta paketin kendisine kadar gul temasi ve gul renkleri hakimdi. Hersey ince bir zevkin eseriydi, nerdeyse acmaga ve yenmege kiyilamayacak kadar… Yok o kadar da degil, tabii ki. Yenmez mi o guzellikler? Afiyetle yendi elbette. Dilek’in elinin emegi olan bu yolluklarin, bizim icin yapildigini ve koca bir okyanusu asarak, onun mutfagindan bizim mutfagimiza ulastigini dusunmek beni cok heyecanlandirdi. Hele puf puf kurabiye bir blog tarifi oldugu icin, hem Dilek’in, hem Munevver ve Hale’nin misafiriymisim gibi hissettim kendimi. Cok hos bir duyguydu.

Dilek’cigim, hediyelerin, ikramlarin, Zeynep’e gosterdigin yakinlik ve misafirperverlik, ve teker teker sayamayacagim butun inceliklerin icin cok tesekkur ederim sana. Umarim bir gun ben de bir seyler yapabilirim ailen ve senin icin.


Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir