Pratik Tarif Birisi şehit mi oldu?!

Birisi şehit mi oldu?!

Akşamdan arta kalan ölümlere gebe sabah. Nefes alıp vermek mükafat olmuş yetim analarına.. Hüznün seyrettiği yolda serili üç beş çocuk cesedi, öyle içten öyle masum. Üç beş temsili rakam, sağa doğru artmalı sıfırlar. Bu bir insanlık yenilgisi diyor ölümün dul bıraktığı hayat. Bu bir ayıp, büyük bir kayıp.. Ayrılıkların dikeni deliyor yarınlara dair bütün ümitleri.. Ümidi olanın her şeyi vardır cümlesini yanyana getirmeye cüret edemiyor şair artık. Ne zaman yazmaya teşebbüs etse karşısına dikiliyor iki çift masum göz.

İnsanlık öldü diye anons geçiyor müezzin minâreden, üzerine bir selâ dört tekbir.. Kefenin kokusu toprağa karışıyor, “Birisi şehit mi oldu, her yer cennet koktu.” 1*

Cemaat saf saf olmuş dirilerin namazını kılıyor, şühedânın namazını. Onlara ölü dememeli, yaşayanlar bu sıfata daha müstehâk..

Henüz hayatın mukaddimesinde ona vedâ eden minik bedenler boylu boyunca uzanıyor yerde, sağduyu kollarını uzatmış kaldırın beni artık diyor, basıp geçiyorlar insanlar..

Kelimelerin tükenmişliğinden besleniyor suskunluk, zulüm diğer adımız bizim, avaz avaz sustuk, susturulduk.

Tutunduğumuz dallardan düşen yılanlar sardı gündüzümüzü. Binbir dehşetli gece masalları anlatılır oldu beşikteki yavruya. Çocuklar bomba seslerinde açtı hayata gözlerini ilk “bomba” demeyi öğrendiler anne yerine.. Soykırımın soğuk telaffuzuydu can pazarında kurban giden nice evlât..

Sonra ümmetin üzerine çöken SiSleri yıldırımlar izledi. Ah vah etti birileri, dermânı kesildi dillerin, lâl olduk. Suskunluğumuzun içinde kaybolduk. Çirkeflik akıyordu yüzlerinden biz hala görmüyorduk..

Gözlerini kan bürümüş zalimler bir cana daha kıymak için kurdular saatlerini. Ve her dakikada binlerce can düştü toprağa, toprak bereketlendi ve binlercesi düştü aynı anda ana rahmine. Bir’e karşı Bin’leri gönderdi Allah.. Zâlimi boğacak ceninlere ruh üfürdü sırayla melekler.

“Yüreğimiz Nil olup boğacak zâlimleri bir gün..” 2*

Hep aynı göğün altında boğulduk, yeryüzü tüm genişliğine rağmen dar geldi bizlere. Anlayışın, idrâkın çatısı düştü geleceğin yuvalarına ve her direnişte yeni bir direk eklendi harabelere. Her yeni yıkılışta yeni bir ninni söyledi anne yavrularına. Sıra sıra dizilmiş cansız bedenlerini görünce “buz koymayın” dedi “üşütür yavrularımı bu soğuk!” 

“-Üşümem ki artık anne, Rabbim beni üzüntü mevsimlerinden arındırıp saadet diyarına uçurdu, üzülmem artık annem” dedi “üzülme..”

Duymadı anne.. Acıların işaret sıfatı idi ana.. 3*

Bu ne hicrân-ı müebbed, bu ne hüsrân-ı mübîn 
Ezilir rûh-i semâ, parçalanır kalb-i zemin! 

Azıcık kurcala toprakları, seyret ne çıkar: 
Dipçik altında ezilmiş, parçalanmış kafalar! 4*

Gül çocuk sen yine de gülümse yarınlara. Yarınlar ki, sizin verdiğiniz bereketle yoğrulur toprak, başaklar bire yedi yüz verir. 

Bir gün yine bir küçüğün “acıktım anne” deyişi yankılanır sokakta, diğeri bisikletten düşüşünü bahane edip annesinin kollarına sığınır.

Sabret çocuk! Zulm ile âbâd olanın âhiri berbâd olur. 5* 

Ölüm bir kere gelecekse eğer, neden Allâh için olmasın! Biz zulm görür, zulm etmeyiz. Onları en büyük silahlarımız, duâlarımızla vururuz. Zâlimler için yaşasın cehennem ve mazlum (masum)lar için yaşasın Rabb’in rızâsı…

E. Damla

26.08.2013

Dipnot:


1. Mahmud Efendi Hz (ks)
2. Kadim Dolunay
3. İskender Pala
4. M. Akif Ersoy
5. Said Nursi




Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir