Pratik Tarif Bir gün yani bugün

Bir gün yani bugün

“Çakal nergisini bulmuşun” dedi hacı, elimdeki nergislerle yanından geçerken. “Buldum buldum” dedim “ne var ne yok topladım aldım.” Bu sabah kahvaltıdan sonra pazara yürüdüm. Dağlar dimdik duruyordu. Tepeleri karlı. Akdeniz masmavi. Gökyüzü pırıl pırıl. Otlar iyice büyümüş. Ebegömeçler, sarı papatyalar, hardalotları. Yürümek iyi geldi. Pazarda olmak da tabii. Elmacı hacıdan elma, armut, ayva aldım. Bir kişi getirir pazara kök rezene. Ondan ayrıca alabaş (kohlrabi) ve pancar aldım. Bizim Mustafa’da enginar var (ah “sezonun ilk enginarı” yazısı da yazacaktım ya vaktim olmadı) bir limon verdim, dedim aman ha sokmayasın o limon tuzlu suya. Biliyorum abla dedi. Ondan göleviz de aldım. Yarın yemekte ağırlayacağım Belçikalı arkadaşım Marie için fırınlayacağım (pancarları da). Dün eve gelirken çıtırdatılmış yufkalardan almıştım. Alırken “biraz fırında ısıt bak çıtır çıtır olur” dediydi bizim güleryüzlü yufkacı. Yine dün Torunoğlu Gıda’dan aldığım Denizli’nin yanıksı süzme yoğurdundan sos yapmak vardı zihnimde. Bu akşamki Eminönü bölümünde izleyeceğiniz sevgili Bilge’ye hemen anlatmam gerek çünkü onların hazırladığı muhteşem bir baharat karışımından koydum yoğurda. Offf… İkisi de tütsülü. Yufkalar çıtır çıtır. Öğle oldu. Sütüm kaynıyor ocakta. Bu gece dinlensin, yoğurdumu yarın mayalarım diyorum. Gerçi bugün ekmeğimi de mayalamam gerek ya belki öğleden sonra. Önce iş. Yoğun bir dönem dostlar. Bir süre ihmal edeceğim herhalde blogu. Belki arada ceee derim. Diyebilirim umarım.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir