Pratik Tarif Bir denge öyküsü

Bir denge öyküsü

Bir denge öyküsü


Bir denge öyküsü



Şimdi arkadaşlar
bir denge masalı anlatacağım size, gelen giden armağanlar arasında. (Gelen
giden armağanlar diyorum, bilmiyorsunuz çoğunuz değil mi “Kutsal Ekonomi-Armağan Öyküleri
grubunu? Bir sürü yüce gönüllü güzel insan bir araya gelmiş, armağanlar akıp
duruyor. Hatta bu öyküleri çemberler etrafında da paylaşıyoruz bazen. İşte ben
de bu öyküyü gruptaki arkadaşlarıma anlattım ilkin. Sonra dedim neden blog
komşularımla da paylaşmıyorum. Belki ihtiyacı olan vardır basit bir denge
masalına, sebeplenir o da hafiften.

Günlerden bir gün uzak diyarların birindeyim. O diyar ki, döneli daha bir kaç
gün olmuş, daha kendime gelememiş, normal ritme girememişim. O diyar ki, henüz
anılar taptaze, uzansam dokunacağım sanki o hayata. İşte o gün, trenle yarım
saat uzaklıktaki kente gidip dönmek niyetiyle çıkmışım yola. Yolda bir şey yok,
çıkılır, yapılacaklar yapılır, dönülür de işte o gün, sabahtan beri gelen
kazıklamış giden kazıklamış. Kazıklandığımı biliyorum, gerçek fiyatları
biliyorum çünkü ama gelin görün ki adamların dilini konuşamadığım için bir
türlü derdimi anlatamıyorum. Hani didişsem oralıların
ödediği parayı ödemeyi becereceğim belki ya bende de o derman yok. Aman efendim
içimdeki kızgınlık suyu kaynadı da kaynadı, fokurdadı da fokurdadı o gün, ta ki
akşam üzerine kadar. Hatta son kazıklama çabasıyla taştı bile. Sonra o sabah
ayrıldığım yere döndüm. Bir adam var, gençten. Ona yerel peynir ve yerel
ekmeklerle (bizim katmer gibi bir şey) sandviç yaptırıyorum, oralı arkadaşım
Said’den öğrenmişim. Acıkmışım, birazını burada yiyeyim deyince dolaptan bir
bardak çıkarıyor. Biliyorum o bardakları da içindekileri süt sanıp duruyorum
günlerdir. Meğer yoğurtmuş. Hem de tatlı mı tatlı, leziz mi leziz bir yoğurt.
Öyle bardaklara mayalıyorlarmış muhallebi gibi, kaşık veriyorlarmış yanında da,
oturup yiyormuşsun ferah ferah. Elini kalbine koymuş, bu benden diyor. Armağan
ediyor yani. Bendeki o kızgınlık var ya, her kaşıkta öylecene eriyip gidiyor,
yumuşacık, tatlı yoğurt kalbimi yumuşatıyor. Sonra diyorum ki kendi kendime: Kızmaya
ne gerek var ki biri alır biri verir, her zaman bir denge vardır yaşamda. Yaaa
işte, bir bardak tatlı yoğurt kurtarıyor günü. Yoksa içim fokurdayıp duracak…

 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir