Pratik Tarif Baharı kucaklamak

Baharı kucaklamak

Hadi gelin baharı kucaklayalım bugün. Tüm duyularımız, benliğimiz, yüreğimizle. Ben öyle yapıyorum. Zaten başka çarem de yok. Öyle bir sarmalanmış durumdayım ki baharla, onunla bütünleşmekten başka çıkar yol yok. Yanıbaşımda bir demet salep orkidesi (ama boyunlarını büktüler), üç demet frezya ve bir bardağa koyduğum iki turunç çiçekli dal. Kasem bahar desenli, içi bahar tatlı. Baharı yiyor, baharı kaşıklıyorum adeta. Dün (ki çekimden henüz dönmüştüm) erkenden pazara yollandım. Annem “kahvaltı et bari” dese de “süt kalmaz sonra” deyip çıktım evden. Bir elma aldım yanıma, 3-5 badem. Kahvaltım oldular. Eve gelince sütü kaynattım, yoğurdumu mayaladım, kalan sütü soğuttum, içine ayran ekleyerek peynirimi yaptım. Bu sefer peyniraltı suyunu atmadım. Bunca kıymetli bir suyu ziyan etmek üzüyordu zaten. Yaratıcılığımı kullandım ve basit (ve sade) bir bahar lezzeti yarattım. İç bakla almıştım pazardan. Kabuklarını soydum. Bir avuç da semizotu yıkadım. Peyniraltı suyunun birazını tencereye alıp içine yıkadığım bir avuç baklayı koydum. Tuz hiç kullanmadım. Sadece karabiber ve pul biber. Bir taze sarımsağı da incecik doğrayıp semizotlarıyla birlikte pişmeye yakın attım. Beş dakika ya pişirdim ya pişirmedim. Zaten baklalar çabuk pişer. Semizotlarını da fazla öldürmeye gerek yok. Beş dakika içinde bahar desenli kasemde beni bekliyordu çorbam. O kadar ümitli değildim ya tadı olağanüstü zarif ve dengeli idi. Biraz acısını fazla kaçırmışım. Bu kadar az miktarda yemek pişirmeye alışkın olmadığımdan olsa gerek. Yanına da bir kase salata. İşte hafif ve bahar kokulu bir öğle yemeği.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir